Hemen hemen benzer dönemde benzer şekilde işe başlamış biri olarak tavsiyeden ziyade bu geçmiş olan 7-8 ayda gördüğüm şeyleri paylaşayım bende.
Diplomayı alıyorsun özgüven tavan. İnşaat mühendisi olmuşsun sonuçta kendi çapında piyasa ortalamasından iyi derecede mesleki programları biliyorsun, stajları çok kaliteli yerlerde çok farklı şeyleri görerek yapmışsın, dil konusunda ufak bir pratikle akıcı konuşabiliyorsun ingilizceyi, hocalar verdiğin bitirme tezine övgüler dizmiş.
Önce yukarıda bahsedildiği şekilde gidiyorsun kurumsal firmaların büyük projelerine. Yurt içi, yurt dışı, şantiye dağ taş fark etmez çalışırım diyorsun. İlgilendiğin alanda uzmanlarla çalışmak pratikte kendini geliştirmek istiyorsun.
Adamlar başvurularının geneline cevap vermiyor sonra. Merkezlerine gidiyorsun "sadece online başvuru alıyoruz" diyorlar kös kös geri geliyorsun memleketine.
Sonra arkadaşınla karşılaşıyorsun o merkezden çıkarken. 5 ay önce sınavdan önce ders anlattığın adam "nasıl anlamadın bunu birader" dediğin adam işe başlamış orada. Nasıl girdin diye soruyorum "Amcam burada çalışıyordu referans oldu" diyor.
Sonra gözünü karartıyorsun memleketinin büyük firmalarına başvuruyorsun sonuçta adamlar 50 yıllık firma oturmuş gelenekleri var küçük işleri yok diyorsun.
Gidiyorsun görüşmeye, sordukları şey neler biliyorsun değil "Referansın kim?" oluyor.
E haliyle memur çocuğusun referansın yok.
Staj yaptığın yerleri arıyorsun. Adamlar memnun kalmıştı hatta "bitirince gel başla" dediler. Ama 2-3 arama ardından açmıyor telefonu adamlar. Çünkü stajında yanında oturan hiç bir şey bilmeyen adamı almışlar kuzeni sonuçta seni niye alsın yanına.
Baktın olmuyor önce başvurularda maaş beklentini düşürüyorsun sonra başvurduğun firma standardını.
Piyasanın çakallarıyla karşı karşıya geliyorsun sonra. Yurt dışı olsun diyorsun taşeron firma iş sözleşmesine "maddi sorumluluk mühendise yüklenebilir" tadında maddeler ekliyor. Haliyle gitmiyorsun.
Şehir içindeki piyasa çakallarıyla karşılaşıyorsun sonra "şantiye şefi olarak imza at gelmene gerek yok 5 aylık iş aylık 800 lira veririz." lafları dönüyor. Şantiye şefi sorumluluğunu okuyorsun işçinin ayağına çivi batsa hakim karşısına geçme ihtimalin var.
En sonunda okurken "limon satarım yapı denetim firmasına girmem" dediğin firmalara mahkum kalıyorsun. Aileden para istemeye yüzün kalmamış çok sevdiğin kol saati bozulduğu için yaptıramaz hale gelmişsin çünkü kabul ediyorsun sonunda.
Verdikleri para en vasıfsız amele maaşından düşük
İlk 2 ay deneme süresi 1250 lira sonra 1500 işine gelirse kısaca.
Piyasanın dibindeki "nispeten" düzgün firmayı buluyorsun en azından bina kontrolüne gidince işini yapıyorsun hatalı üretim yaptırtmıyorsun yeri geliyor usta üzerine yürüyor "kafasına vuracaksın keseri 2 ay yatacak çıkacaksın" diyor arkandan.
Sonra o memleketin büyük firmalarının işine gidiyorsun mezun olamamış sınıf arkadaşınla karşılaşıyorsun. 5 dersi kalmış adamın diploması yok ama o 50 yıllık firma şantiye emanet etmiş. Nasıl girdin buraya diyorsun "Babam inşaat malzemesi satıyordu rica etmiş bende girdim" diyor.
Özet geçeyim kısaca.
Bu ülkenin toprakları torpil ile işler arkadaş.
Ya çok şanslı olacaksın ya çok torpilli. Başka türlü bu manasız kast sistemini delmenin pek mümkünü yok.
Ben şanssız taraftaydım sanırım.
21 yaşında 4 yıllık fakülteyi bitirip çıkınca bir işe yaramıyormuş tanıdık olmadan onu anlıyorsun kısa sürede kısaca.
Ha mesleğimi hala seviyorum. Ustalara laf anlatmayı seviyorum. Gece yatarken çözdüğüm sıkıntıyı hatırlayıp mutlu oluyorum.
Ama bu mesleki tatmin 7-8 ay sonra tükenmeye başladı. Yanında maddi sıkıntı dürtmeye başladı. Üzerine gece yatarken "1-2 yıl sonra ne olacak ki peki" düşüncesi kafaya dolmaya başladı.
Kariyer kendi yönlendirebileceğin bir şey değil gibi geliyor bana kısaca.
Kariyerini ya talihin ya tanıdıkların yönlendirir. Sen sadece akışın içinde kalıyorsun bu sürede.
Ekleme:
Tekrar okuyunca çok karamsar yazmışım yahu.
İnşallah benzer şeyler başına gelmez diyeyim. Gidip demir sayayım ben
