RGY Global 2026 TSF'ye Özel Rolex Hediyeli Kıbrıs Emlak Yatırım Fırsatı

Saat Mi Altın Mı ?

Tüm Genel Saat Konuları Üzerine Paylaşımlar
Forum kuralları
Sayın Üyeler TSF'ye Hoş Geldiniz. Genel Saat Sohbeti Bölümümüzde Saatlerle İlgili Diğer Spesifik Konu Başlıklarımız Haricideki Sohbet ve Paylaşımlarınızı Yapabilirisiniz. Düzenli ve Anlaşılabilir Bir Ortam Olması Amacı ile Lütfen Mesajlarınızı Yazım Kurallarına Uygun Formatta Yazmaya Gayret Ediniz.

İyi Forumlar Dileriz

TSF

Re: Saat Mi Altın Mı ?

Mesaj demir77 » 28 Şub 2026, 13:16

Altın onsu 1700 dolarken kimse yüzüne bakmıyordu. Şimdi 5000 oldu herkes konuşur oldu. Altında düzeltme trendleri onlarca yıl sürebiliyor. Şu an altın mı rolex mi derseniz, kesinlikle rolex derim (fiyatı şişkin olmayan). Saygılar.

Saat yatırım aracı mı? İstisna markalar harici mantıksız tabiki.

2201117SG cihazımdan Tapatalk kullanılarak gönderildi
Kullanıcı avatarı
demir77
 
Mesajlar: 154
Yaş: 40
Kayıt: 26 Nis 2019, 13:33
Konum: istanbul

Re: Saat Mi Altın Mı ?

Mesaj EnesBey » 28 Şub 2026, 13:48

BigCrown yazdı:Benzer başlığı son dönemde ‘’X hissesi mi yoksa y saati mi, altın mı yoksa saat mi’’ olmak suretiyle sıkça görmeye başladım. Paylaşımda bulunmamak için de bayağı bir direnmiştim kendi kendime ancak olmadı :) Belki birine bir faydası dokunur yazacaklarımın diyerek söze başlayayım. Öncelikle şunu belirteyim: ‘’SAAT BİR YATIRIM ARACI DEĞİLDİR.’’ Bunu maalesef anlayamıyoruz yahut anlamak istemiyoruz. Saatler birer değer koruma aracı da değildir. Hobi olarak gördüğünüz herhangi bir şeyin yatırım olarak değerlendirilmesi her şeyden önce sağlıklı değildir. (Bazı hobiler, bazı dönemlerde yatırımmış gibi gelebilir ancak bunun süreklilik arz etmesini beklemek, en temelde o hobiyi, hobi olmaktan çıkarır. Pandemi dönemindeki Rolex fiyatları malumunuz bu hususun güzel bir örneğidir.)
Ayrıca hobi olarak herhangi bir metayı aldığınızda, bu metanın değerini altınla, gümüşle vs. Kıyaslıyor iseniz yani temelde hobi ile yatırımı aynı kefeye koyma (hobiye ayırdığınız bütçe ile yatırım yapmayı düşünme) durumu hasıl oluyorsa, o hobi -hobiye ayırdığınız meblağ için konuşuyorum- sizin için fazladır. Zira hobinin insana keyif vermesi gerekirken bu ihtimalde sizin için ızdıraba dönüşür.

Benzer tartışmayı araçlarla ilgili de sıkça görmeye başladım. (X tarihinde, y aracı almaktansa o paraya altın alsaydım şu anda bu aracı değil de şu lüks aracı alabiliyordum şeklinde.) Orada da ‘’ihtiyaç’’ durumu söz konusu. İhtiyaç olan bir şeyle (adı üstünde araçla) altını kıyaslamak da mantıklı gelmiyor bana maalesef.

Kaldı ki şöyle bir husus da var: Altın bir yatırım aracı değildir. Altın olsa olsa bir birikim aracı olabilir. (Altının reel anlamda yıllarca kazandırmadığı dönemler olmuştur ve olacaktır. -Bkz. 1980 / 2004 arası dönem- benzer durum gümüş açısından da geçerli. Gümüş reel anlamda, aradan 56 yıl geçmiş olmasına rağmen hâlâ 1980’deki zirvesinde dahi değil.) Neticeten, piyasa emtialarındaki bu furya ilelebet devam etmez. Aldığınız altının / gümüşün reel anlamda sürekli değer kazanacağını beklemek ömrünüzden çalar. (‘’Dönemsel olarak’’ aksi de mümkündür pek tabii şansını denemek isteyene :)

Ekonomik anlamda pik yapmış materyali almak başka bir tartışma konusu. Örneğin: Tarih boyunca altından çok daha değerli olmuş ve ekseriyet itibarıyla altının 2-3 katı değerlerde gezmiş platin, (altına nazaran çok nadir bulunan bir emtiadır -rezervin az olmasına ek olarak şu anda dünya üzerinde 1 gram çıkarılmış ve işlenmiş platine karşılık 33 gram çıkarılmış altın bulunur.) ve altına göre dayanımı, sertliği çok daha üstündür artı her şeyden önce platin, bir sanayi emtiasıdır. Altının %45 oranında mücevher olarak kullanıldığı ve kalan oranın da büyük bir kısmının merkez bankaları tarafından rezerv tutulmak suretiyle ve yatırım amacıyla bireysel olarak alındığı düşünüldüğünde -yani altının sanayi emtiası özelliği bulunmadığı düşünüldüğünde- sanayide olmazsa olmaz diyebileceğimiz platin ve paladyum gibi emtiaların önemi tartışılmaz.) şu anda ons başına altının yarısından daha değersiz. -Bu durum yalnızca ortalama son 10 yıldır bu şekilde.- Siz bu piyasada altını bir yatırım aracı, bir yatırım hedefi olarak görüyorsanız muhtemelen ekonomik anlamda yeterli tecrübeye sahip değilsiniz. Naçizane tavsiyem, sizin gibi insanların bu piyasaya girmemesi olur. Nedenini, sizin gibi yeterli ekonomik tecrübeye sahip olmayan zatımın başına gelen hadise üzerinden yazımın sonunda daha net açıklayacağım.

‘’Türev piyasalar ve kağıt altın / gümüş’’ ayrı bir tartışma konusu. Şu anda dünyadaki fiziki altın varlığının 200 katından fazla kağıt yani sertifika suretiyle alınıp satılabilen altın olduğu söyleniyor. Bu oranın gümüşte 600-800 kat arasında olduğu tahmin ediliyor. (1000 kattan fazla diyen ekonomistler de var ancak gerçekçi olan, daha doğrusu bana daha gerçekçi gelen veriyi paylaşıyorum. Nihayetinde bu sertifikaların ve sözleşmelerin takibi de zor. Dolayısıyla net bir oran vermek imkansız.) Bu bizim için neden önemli? Nedeni şu: Yabancı emtia piyasalarında -Örneğin:ABD’deki ‘’COMEX’’ vadeli işlemler piyasasında bu 200 kat altın alınıp satılabiliyor. Peki nasıl alınıp satılıyor? Sertifika ve sözleşmeler üzerinden. Gerçekte bir teslimat dahi yapılmıyor çoğu zaman. Bu surette piyasayı manipüle ederek çok kolay fiyatlarla oynayabiliyorlar. Hatta ve hatta manipülasyona sebebiyet vermek için çoğu zaman sertifikalar üzerinden sözleşme akdetmelerine dahi gerek kalmıyor. COMEX bir gün diyor ki: Ben ‘’zorunlu karşılıkları yani teminatları artırdım.’’ Bu ne demek? Örneğin:Sen 100 gram altın alacaksan bana 100 usd teminat veriyordun, bugünden itibaren ben bu teminatı 500 USD olarak güncelliyorum. Eğer bu teminatı yatıramazsan gün sonunda altın bakiyene otomatik satış vereceğim. (Belirtilen teminat oranları hayalidir.) E bu durumda COMEX’teki balinalar ne yapıyor? Satış veriyor. Sonra gidip aynı balinalar piyasayı kan gölüne çevirdikten sonra alttan tekrardan alıyor. 30 Ocak 2026 tarihinde, cuma günü gerçekleşen manipülasyon da bu surette yapıldı, 2011 yılındaki manipülasyon da. İşin kötüsü bunlar ne ilkti ne de son olacak. (Neticeten sizin elinizdeki 1 birim fiziki altını, 200 kat sertifikayla yahut 1 birim gümüşü 600-800 kat sertifikayla eritme potansiyelleri her daim var. Buna karşılık fiziki altın alalım, fiziki gümüş alalım da diyemezsiniz zira bir emtianın iki farklı fiyatı olamaz. Fiziki fiyat ile ekran fiyatı er ya da geç yeknesak hale gelir. -Bkz. Rusya-Ukrayna savaşı patlak verdiğindeki fiziki platin fiyatları.- Gelmese de fiziki fiyattan elinizdeki emtiayı alacak yer bulamazsınız.)

Neyse bu meseleler, benim de tam olarak hakim olmadığım, araştırmak suretiyle öğrenmeye gayret gösterdiğim teknik meseleler. Sıradan vatandaşlar olarak bizim konumuza gelelim. Biz bu denklemin neresinde mağdur oluyoruz? Tam olarak şu noktada: Bu furyaya (FOMO etkisine.) kapılanlardan biri de benim başta da belirttiğim üzere. Elimde birkaç yıldır biriktirdiğim ihtiyaç fazlası bir para vardı. Hatta daha şeffaf olması adına meblağ da paylaşayım. 5.000.000-5.500.000 TL gibi bir meblağ. (Bu meblağ, ihtiyaçlarımın ve hobilerime ayırdığım meblağın tamamen dışında olan bir para.) Şahsıma ait evim var. Aracım da var(dı). Birikimimi genelde konsolide finansal tablolarını elimden geldiğince incelemek suretiyle güvendiğim, bildiğim hisselerde değerlendiririm ve ekonomik yetersizliğimden ötürü mümkün olduğunca al-sat yapmam. Hatta aldığım hisseyi unutup 6 ay takip etmemişliğim, fiyatına 6 ay sona bakmışlığım vardır. Bu meblağı da o surette değerlendiriyordum. Sonuçta ihtiyaç fazlası bir meblağ olarak gördüğümden, düşse de çıksa da çok önemsemiyordum. O miktara herhangi bir alım, iş fırsatı olmadığı müddetçe dokunmuyordum / dokunmayacaktım. Ta ki emtia fomosuna kapılana kadar. Görüştüğüm, iş yaptığım, selam verdiğim herkes emtialardan bahsetmeye başlayınca bünyeye zehir girdi ve bilgim olmamasına rağmen fikrim olsun diye araştırmaya başladım :) sonrasında dedim ki:Bu elimdeki sermayeyi altına kaydırayım. Durdu altında bir süre. Baktım getiri sağlıyor ancak orada gümüş var, bana göz kırpıyor. İşte tam olarak FOMO etkisi burada başlıyor. Gümüşe girmem lazım, altının getirisi devede kulak kalıyor, ben bu getiriyi hisse senetlerinde de elde ediyordum, fırsatı kaçırmamam lazım diye düşündüm. O dönemde aracımı da satma kararı almıştım. (İş icabı çok fazla yol yapmam gerekiyor. Bu nedenle araba elim ayağım desem yeridir.) Yeni araç almam. Araçtan gelen parayı da gümüşe yatırırım, birkaç ay kiralık araçla devam ederim diye düşündüm. (İhtiyaç olan hiçbir şeyin, yerine yenisi konmadığı müddetçe satılmaması gerektiği yahut ihtiyaçla yatırımın karıştırılmaması gerektiği düşüncesi bu noktada pekişecek. Keza düşüncemin ne kadar yersiz olduğunu bu satırları yazarken bir kez daha fark ediyorum. :) Aynı durum benim nazarımda hobilerim için de geçerli. Hayatta keyif aldığım hiçbir şeyi yatırıma tercih etmem normal şartlar altında, daha doğrusu hobi ile yatırımı aynı kefeye koymam, karşılaştırmam. Ancak FOMO etkisi dedikleri tam da bu olsa gerek) 2.5 civarına aracı sattım. Bu süreçte de bankalardan sürekli kredi mesajları alıyorum. İş bu ya psikolojik olarak etkilenmişim bir kere. Kredi de çekeyim dedim ve ortalama 1.5 civarı da kredi çektim 1 yıl vadeli olacak şekilde. Neticeten 155-160 TL ortalama ile gümüşe girmiş bulundum. (Aslında çok daha yüklü miktarda kredi çekecektim ancak ticaretle uğraşan bir tanıdığım vasıtasıyla son anda krediyi onaylamadan caydırılmam söz konusu oldu.)
Sonrası malum. Gümüş 90 TL’leri gördü. Ekonomik bilgisizliğim nedeniyle paniğe kapılıp 99’dan satış verdim. Peki bitti mi? Bitmedi. 117’de tekrar aldım. 106’da yine paniğe kapılıp sattım. (Bu süreçte ‘’güvenli liman’’ olarak nitelendirilen gümüş bir günde %42 değer kaybetti. Altın bir günde yaklaşık %15 değer kaybetti. Satayım çıkayım diyebileceğiniz bir durum olmuyor zira makaslar oldukça açılıyor her düşüşte. Küçük ve tecrübesiz yatırımcıyı avlamak amacıyla sürekli manipülasyon yapıyorlar. 5 dakika içinde elinizdeki paranın çeyreğinin yok olduğu bir piyasa hali söz konusu şu anda. Üstelik bu husus, ‘’süper emtia döngüsü’’ olarak nitelendirilen bir dönemde, güvenli liman olarak nitelendirilen emtialarda meydana geliyor.) neticeten birkaç gün gibi kısa bir süre içinde 4 milyondan fazla, 5 milyona yakın TL cinsinden kaybım oldu. (Bu kayıp yalnızca hesabımdan TL olarak eksilen bakiye toplamı. Kredilere ödemek zorunda olduğum faizleri vs. İşin içine katarsak zararın boyutunu siz tahmin edin. Zira örnek vermek gerekirse 1 milyonluk krediyi, 1 yıl sonunda 1.5 olarak geri ödüyorsunuz ancak sizin paranız 500.000 kaldığı için 1.000.000 faiz ödeyecekmişsiniz gibi kabul etmeniz gerekiyor bir yılın sonunda. Yani zararda olmamanız için o emtianın yıl sonunda, şu anki değerinin 3 katına çıkmış olması gerekiyor. Hatta ana paradan ödeme yapıyorsanız ve bu surette ana paranız eksiliyorsa belki 4-5 katına çıkması gerekiyor.)

Kendimden bu örneği neden verdim? Ekonomik anlamda yeterli okur yazarlığa ulaşmamış, bu işin eğitimini almamış, piyasalar konusunda tecrübe kazanmamış bireylerin, ihtiyaçlarından yahut hobilerinden ödün vererek ‘’kesin kazanacağım’’ yahut ‘’kesin artacak’’ düşüncesi ile bu toplara girmemeler için. Bakın bu örnekte ben, ihtiyacım olmayan, kenara koyduğum parayla bu işlemleri yapmış olmama rağmen vaziyet ortada. Üstelik işin can alıcı noktası şu:
‘’Güvenli liman’’ olarak nitelendirilen emtialarda bu durum başıma geldi. (Dünyanın en büyük 2. Varlığı olarak gösterilen gümüşte ve dünyanın en değerli varlığı olan altında bu manipülasyonlar yapılıyor.) Üstelik ‘’süper emtia döngüsü’’ olarak nitelendirdikleri bir dönemde bunu yaşıyoruz. Varın gerisini siz düşünün. Başkaca dönemlerde, başka varlıklar üzerinden neler yapabileceklerini hayal edin.

Sözün özü, herkes erbabı olduğu işi yapmalı. Ekonomi, her şeyden evvel ayrı / bağımsız bir bilim dalı. Acı bir şekilde bu hususu da tecrübe etmiş olan bir hobidaşınız olarak naçizane başımdan geçenleri, tecrübelerimi aktarmak istedim.

Çevremde daha evvel konuşan insanlara bakıyorum hiçbiri benim gibi yatırım yapmamış. Nedenini sorduğumda, ticaret yaptıklarını, bu riski alamayacaklarını dile getiriyorlar. Asıl işi ticaret olan birinin yatırım da yapması gerekir düşüncesi hasıl oluyor ilk başta ancak işin iç yüzü öyle değil. Zira bizim yatırım algımızla onlarınki bir değil. Yaşça benden oldukça büyük; sevdiğim, saygı duyduğum, ara ara fikirlerine de başvurduğum, restoran zincirleri olan tacir bir abime bu hususu açtığımda, ‘’neden öyle şeylere hiçbir zaman para yatırmadım biliyor musun? Çünkü:Bir yılın sonunda paramı ikiye de katlayabilirim ancak sermayemin çok değil %30’unu %40’ını kaybetsem giderleri karşılayamaz iflas ederim ve bu riski alamam’’ dedi. Çocukluğumdan beri de yatırım olarak gördüğüm parayı her zaman işime ayırmışımdır, haricinde ihtiyaçlarımı, hobilerimi bir gün olsun ertelememişimdir diye ekledi. (Bu abimiz, 70’inden sonra dünyayı gezmiş, klasik otomobil koleksiyoneri bir abimiz.) Aslında bakıldığında bütün büyük şirketler, bütün büyük iş insanları için aynı durum geçerli. Mevcut durumu korumak ön planda. (Bkz. Buffett’ın hâlâ Amerikan Tahvili alması.) E hal böyleyken, küçük yatırımcı olarak biz neden macera peşindeyiz diye sormadan edemiyor insan.

En mühimi, hayat geçip gidiyor. Akan zamanın telafisi yok. Dolayısıyla bugünkü sağlığınızı, bugünkü durumunuzu yıllar sonra muhafaza edebileceğinizin, isteklerinize yıllar sonra zaman ayırabileceğinizin bir garantisi yok. (Gün geliyor sağlığınız, kolunuza bir saat takmaya dahi izin vermeyebiliyor. Karpal Tünel olduğumu öğrendiğim dönemde bu husus, hayatı sorgulamama ve bu surette yeni bir bakış açısı kazanmama vesile olmuştu.)
Kaldı ki şahsi gözlemlerim, ‘’istek ve ihtiyaçların bir kez ertelendiğinde hep ertelenme durumunun söz konusu olması.’’ Bir nevi bu erteleme halinin, ‘’insanın kendini bazı şeylere değer görmemeyi’’ de beraberinde getirmesi ve neticeten bünyede bağımlılık yaratması.
Hobilerine, hayallerine zaman ve maddiyat ayırıp pişman olan kimseyi görmedim ancak yatırım adı altında heba olmuş, boş yere geçip gitmiş birçok yaşama tanık oldum.


Tapatalk kullanarak iPhone aracılığıyla gönderildi
Öncelikle geçmiş olsun yorumunuz için çok çok teşekkür ederim güzel bir bilgilendirme deneyim ve ders çıkarma oldu benim adıma hobiler tabi ertelenmemeli ben sadece içinde bulunduğumuz şu dönemde ne yapılmalı beklenmeli mi harekete mi geçilmeli o konu da kararsızım aynı şekilde yatırım amaçlı alınan her şeyde alındığı gün bir süre unutulması taraftarıyım çünkü psikolojik olarak olumsuz etkileyebiliyor hele ki bu dönem de sabah uyandığımız da ne olacağını bilemiyoruz ekonomik olarak tekrardan teşekkür ederim çok değerli bir yorum ve öz eleştiri olmuş.

SM-G998B cihazımdan Tapatalk kullanılarak gönderildi
Kullanıcı avatarı
EnesBey
 
Mesajlar: 355
Kayıt: 18 Nis 2022, 02:51

Re: Saat Mi Altın Mı ?

Mesaj EnesBey » 28 Şub 2026, 13:51

demir77 yazdı:Altın onsu 1700 dolarken kimse yüzüne bakmıyordu. Şimdi 5000 oldu herkes konuşur oldu. Altında düzeltme trendleri onlarca yıl sürebiliyor. Şu an altın mı rolex mi derseniz, kesinlikle rolex derim (fiyatı şişkin olmayan). Saygılar.

Saat yatırım aracı mı? İstisna markalar harici mantıksız tabiki.

2201117SG cihazımdan Tapatalk kullanılarak gönderildi
Hocam fiyat şişkinlikten kastınız nedir yani daha önce Rolex deneyimim olmadı ve piyasa da fiyatlarını görüyoruz ama şişkin mi değil mi o kadar içinde olmadığımız için bilmiyoruz tabi sizin bu konu da bilginiz varsa örnek olarak Submariner ve Gmt Master II modellerinin şişkin olmayan fiyat bant aralıkları nedir ?

SM-G998B cihazımdan Tapatalk kullanılarak gönderildi
Kullanıcı avatarı
EnesBey
 
Mesajlar: 355
Kayıt: 18 Nis 2022, 02:51

Re: Saat Mi Altın Mı ?

Mesaj demir77 » 28 Şub 2026, 14:02

EnesBey yazdı:
demir77 yazdı:Altın onsu 1700 dolarken kimse yüzüne bakmıyordu. Şimdi 5000 oldu herkes konuşur oldu. Altında düzeltme trendleri onlarca yıl sürebiliyor. Şu an altın mı rolex mi derseniz, kesinlikle rolex derim (fiyatı şişkin olmayan). Saygılar.

Saat yatırım aracı mı? İstisna markalar harici mantıksız tabiki.

2201117SG cihazımdan Tapatalk kullanılarak gönderildi
Hocam fiyat şişkinlikten kastınız nedir yani daha önce Rolex deneyimim olmadı ve piyasa da fiyatlarını görüyoruz ama şişkin mi değil mi o kadar içinde olmadığımız için bilmiyoruz tabi sizin bu konu da bilginiz varsa örnek olarak Submariner ve Gmt Master II modellerinin şişkin olmayan fiyat bant aralıkları nedir ?

SM-G998B cihazımdan Tapatalk kullanılarak gönderildi
Bu çok göreceli. Yapılacak en basit şey, retail fiyatlarla kıyaslamak ve retail fiyattan pahalıya ikinci el almamak.

2201117SG cihazımdan Tapatalk kullanılarak gönderildi
Kullanıcı avatarı
demir77
 
Mesajlar: 154
Yaş: 40
Kayıt: 26 Nis 2019, 13:33
Konum: istanbul

Re: Saat Mi Altın Mı ?

Mesaj EnesBey » 28 Şub 2026, 14:06

demir77 yazdı:
EnesBey yazdı:
demir77 yazdı:Altın onsu 1700 dolarken kimse yüzüne bakmıyordu. Şimdi 5000 oldu herkes konuşur oldu. Altında düzeltme trendleri onlarca yıl sürebiliyor. Şu an altın mı rolex mi derseniz, kesinlikle rolex derim (fiyatı şişkin olmayan). Saygılar.

Saat yatırım aracı mı? İstisna markalar harici mantıksız tabiki.

2201117SG cihazımdan Tapatalk kullanılarak gönderildi
Hocam fiyat şişkinlikten kastınız nedir yani daha önce Rolex deneyimim olmadı ve piyasa da fiyatlarını görüyoruz ama şişkin mi değil mi o kadar içinde olmadığımız için bilmiyoruz tabi sizin bu konu da bilginiz varsa örnek olarak Submariner ve Gmt Master II modellerinin şişkin olmayan fiyat bant aralıkları nedir ?

SM-G998B cihazımdan Tapatalk kullanılarak gönderildi
Bu çok göreceli. Yapılacak en basit şey, retail fiyatlarla kıyaslamak ve retail fiyattan pahalıya ikinci el almamak.

2201117SG cihazımdan Tapatalk kullanılarak gönderildi
Retail fiyatları ile piyasa fiyatları bazı modeller de makul ortalama bazıların da arada ki makas fazla dediğiniz gibi alınacaksa takip edilip alınmalı.

SM-G998B cihazımdan Tapatalk kullanılarak gönderildi
Kullanıcı avatarı
EnesBey
 
Mesajlar: 355
Kayıt: 18 Nis 2022, 02:51

Re: Saat Mi Altın Mı ?

Mesaj danGerfuLL » 28 Şub 2026, 14:17

@BigCrown

Amerikada o kağıt üzerinde yapılan 600-800 katlık hacim nedeniyle patlamak üzere. Söyle ki Çin yıllarca biriktirdiği Amerikan tahvillerini satıp fiziki altın stokluyor. Çin'deki fiziki satış fiyatları Amerikalıların ekrandalarındakinden ayrışmış durumda. Amerikalıların en büyük handikapı her şeyi ekranda zannetmeleri. Trump en son gümrük vergilerine el attı Yüksek Mahkeme iptal etti. Gelir oluşturamaz hale geldi Amerika.
Stoktaki altına göre para basma devrini kapattığından beri Amerika sıkıntıda. Çünkü elindeki altın basılan paranın çok küçük miktarına tekabül ediyor.
Son olarak bir şey daha ilave edeyim. Ekonomik sıkıntılar baş gösterdiğinde lüks tüketim artar. Ederinin çok üzerinde fiyatlara mal alınabilir. Özellikle sanat eserleri, tarihi eserler bu noktada referans alınabilir. Saat piyasasında da Rolex sıraya yazıyor piyasada yok hesabı ile zamanında iyi para kazandılar ancak şu an ekonomik sıkıntılardan dolayı liste fiyatının altına edinilebiliyor aynı modeller. Saat dediğimiz meta bir sanat eseri gibi değil. Sürekliliği olan üretimi devam eden bir meta. Rezerv durumu olmadığından(dunyada ne kadar altın olduğu az çok belli, aylık ne kadar çıkarıldığı da belli) bu metaya büyük para bağlamak mantıklı değil.

23049PCD8G cihazımdan Tapatalk kullanılarak gönderildi
Kullanıcı avatarı
danGerfuLL
 
Mesajlar: 2971
Yaş: 42
Kayıt: 16 Ara 2015, 14:45
Konum: Antalya

Re: Saat Mi Altın Mı ?

Mesaj Archimed » 28 Şub 2026, 15:13

İsviçreli pazarlamacıların geçmişte yazdığı saat hikayeleri sayesinde bazı saat modellerine talep yükseldi, firmalar da üretimi talep kadar yapmadıkları için bazı saatler de haliyle yatırım enstrümanı haline geldi. Bu durum vintage bazı modellerde bayağı göze çarptı. Ancak bugüne kadar saate yatırım yapıp kelimenin tam anlamıyla voliyi vurmuş kimseyi tanımadım, medyada bazı haberlerde sözü geçen modellerin de zaten ülkemizde bulunmadığını düşünüyorum.

Altın geçmişte ekonomik ve siyasi krizlerde değeri artan bir emtia, yukarıda da pek çok arkadaşın belirttiği üzere özellikle Çin kaynaklı altın ve gümüş talebi de değerli madenlerin fiyatını artırıyor. Altın ve gümüş üretimi sıkıntılı, çevreye telafi edilemeyecek şekilde zarar veren bir süreç. Bu yüzden altın üretimi genelde gelişmemiş veya gelişmekte olan ülkelerde yapılıyor üretimi artırmak kolay olmuyor, bu işin piyasaları da Londra, Zürih gibi gelişmiş yerlerde veya gelişmiş ülkelere ait firmalar tarafından yapılıyor.

Bana göre, satın alma sırasında KDV, ÖTV gibi vergiler ödemek durumunda kalmayacağınız ülkelerden, resmi bayilerinden kutulu, sertifikalı Rolex, AP, PP gibi özel talep gören bazı markaların belirli modellerini alıp özenli bir şekilde kullanırsanız, saatiniz prim yapmasa bile değerini muhafaza edecektir, siz de keyfini çıkartacağınız güzel bir saate sahip olabilirsiniz. Onun dışında da, resmi izinli rafineriler tarafından üretilmiş belirli gramajlı külçe altın alıp yatırım yapmak da bir alternatif olabilir.
Kullanıcı avatarı
Archimed
 
Mesajlar: 1414
Kayıt: 01 Eki 2011, 14:28

Re: Saat Mi Altın Mı ?

Mesaj BigCrown » 28 Şub 2026, 15:51

Sayın danGerfuLL merhaba.

Yazımda ayrıntıları ile izah etmeye gayret gösterdiğim üzere saatle yatırımı aynı kefeye koymuyorum. O nedenle her ne kadar size göre ‘’Rolex gibi bir emtiaya büyük para bağlamak’’ mantıklı olmasa da bana göre mantıklı. Daha doğrusu bu işte bir mantık aramadığım için mantıklı diyorum :) zira olaya pragmatik yaklaşmıyorum. Nedenini daha detaylı açıklayayım.
Çünkü: 1. Zaten benim için bağladığım para büyük para değil. Yanlış anlaşılmak istemem o nedenle hayatımı etkileyecek bir meblağ değil diyeyim. (Yukarıda bunu izah etmeye çalıştım. Temelde saatin bir hobi, bir tutku olduğunu ve bu surette her kişinin imkanları doğrultusunda bu hobiye zaman ve para ayırması gerektiğini belirttim.)
Bu itibarla hobi ile mantığın ne derece bir araya gelmesi gerektiği / geldiği hususu da tartışmalı. 80 yaşındaki adam boncuk koleksiyonu yapıyor. Mantıklı mı, pragmatik mi? Değil ama hobi işte. :)
2. ‘’Büyük para’’ söyleminiz oldukça sübjektif. Olaya tersinden bakacak olursak, sizin Rolex fiyatı için ‘’ büyük’’ olarak belirttiğiniz meblağ, üçüncü bir şahıs söz konusu olduğunda, giriş seviye bir seiko için büyük meblağ olabilir. Yani siz saate 500.000 birim paraya büyük dersiniz başkası 10.000 birim paraya büyük diyebilir.
3. Saat hobisine ‘’kâr elde etme odaklı’’ yahut ‘’mantık odaklı’’ bakıldığı durumda bu iş hobi olmaktan çıkıyor yine yukarıda izah ettiğim üzere. Defaatle aynı şeyi tekrarlamak istemiyorum.

Dediğiniz gibi sanat eseri tektir, saat ise fabrikasyon olarak üretilir ancak saat ile herhangi bir sanat eseri neden kıyas konusu oldu onu da anlamadım. Sanat eseri dediğimiz herhangi bir metanın markasının olması düşünülemez. Zira sanat eseri, maddi kaygılar güdülerek üretilemez. Maddi kaygıların yahut marka algısının ön plana çıktığı durumda sanattan değil, zanaatten bahsedilir.

‘’patlamak üzere’’den kastınız ne onu da anlayamadım ancak burada kişisel görüşlerimi paylaştım. Ekonomik anlamda herhangi bir bilgisi, tecrübesi olmayan biri olarak bu hususu tecrübe ettim, benim gibi başkaları da acı tecrübeler yaşamasın diye samimi bir paylaşımda bulundum. Bence burada, bu piyasalarda amaç zengin olmak değil batmamak olmalı diye kişisel fikrimi beyan ettim.
Aksini savunup emtiaların artacağına ve daha önemlisi (belki de en mühimi) piyasalarda herhangi bir manipülasyon olmadığına inanıp yatırım yapmak isteyen kendi kararında hür. -Manipülasyonlara rağmen ben kayığımı yüzdürürüm, balinalar beni etkileyemez diyen de düşüncesinde hür.- Herkesin kendi inisiyatifi en nihayetinde. Bir günde %42 düşen, 46 yıl önceki zirvesine hâlâ reel anlamda gelememiş bir emtiaya yatırım yapmak isteyen varsa yapabilir yahut aynı şekilde bir günde %15 düşen sarı metale yatırım yapmak isteyen pek tabii yatırımını yapabilir. Şans faktörü en önemli faktördür burada bana soracak olursanız. Kendinizi şanslı hissediyor olabilirsiniz yahut hayatınızdaki tüm ideallerinizi, tüm hayallerinizi gerçekleştirmişsinizdir, tüm bunlardan ari bir şekilde kenara koyduğunuz paranız vardır o parayla yatırım yapıyorsunuzdur buna da bir şey diyemem. (Burada önem atfettiğim mesele, piyasa emtialarının artıp azalması değil. Piyasada manipülasyondan geçilmemesi. Bu piyasada şahsen çalışmak suretiyle kazandığım paramı tutmak istemem.)

Çin’deki fiziksel fiyatların farklı olması meselesine elimden geldiğince değinmeye çalıştım. Bir emtianın iki ayrı fiyatı olamaz. Rusya-Ukrayna savaşı patlak verdiğindeki platin fiyatları ile de durumu örneklendirdim. Yine başka bir örnek vermek gerekirse, sizin önermeniz üzerinden 30 Ocak tarihinde ve sonrasında fiziksel piyasalarda gümüş fiyatının en azından Çin tarafında düşmemesi gerekiyordu değil mi? Çünkü: Yapılan manipülasyon yalnızca ABD ile sınırlı ve kağıt gümüş üzerindendi sizin savınıza göre (yani fiziksel fiyatlar ile kağıt piyasa birbirinden farklı ve bağımsızdı) ancak gelişmeler öyle olmadı. Çin piyasaları açılır açılmaz orada da satış verdiler gümüşe ve düşüş bu şekilde hızlandırıldı bir hafta boyunca. (Düşük fiyattan fiziksel almak varken fiyatı daha da düşürdü Çin tarafı.) Fiziksel fiyat, ekran fiyatından daha hızlı düştü bu süreçte. (Zira 29-30 Ocak tarihlerinde TL cinsinden fiziksel gümüş birçok yerde 210 hatta 220 TL’nin üzerine çıkmışken piyasa gümüşü maksimum 170 TL’leri görmüştü. Bu nedenle fiyatı fazla olan fiziksel gümüşün daha fazla düşmesi normal aslında.) Ha fiziksel gümüş fiyatını yine 8-10 TL yukarıda tutmaya çalıştılar bu süreçte ancak elinde fiziksel gümüşü olan da satamadı zaten zira alıcı bulamadı.
Bu dönemde Çin Emtia Borsalarında da teminatlara artış getirdiler. Bu hususun her ne kadar çok fazla haberi yapılmasa da Çin tarafı da teminatları bir hayli artırdı bu dönemde.
Ayrıca gümüşün fiyatının artması bana soracak olursanız en çok Çin’i olumsuz anlamda etkiliyor. Keza üretimin kalbi Çin. Gümüş de en nihayetinde bir sanayi emtiası. Elektrikli araçlar, güneş enerji panelleri vs. Biliyorsunuz meselenin içeriğini. Dünyadaki güneş enerji panellerinin %95’inin Çin’de üretildiği söyleniyor en basitinden.

Ekonomik sıkıntıların baş göstermesi meselesinde ise düşüncem şu: Gerçek bir savaş halinde yahut gerçek bir ekonomik buhranda altın, gümüş vs. Kimsenin umurunda olmaz. Ekecek, biçecek toprağı olan ve kendi kendine yetebilen köylü kesim hayatta kalır. Şehirlerde yaşayan biz, elimizdeki altınla / gümüşle ancak açlıktan ölmemek için mücadele veririz.

Ezcümle benim karşı olduğum husus, yatırım başlıklarının saat forumunda açılması ve saat ile yatırımın mukayese edilmesi. Sırf bu sebeple yıllarca ikinci elde ‘’Rolex’’ markasına ulaşamadı insanlar. Horolojiye yakından uzaktan ilgi duymayan insanlar sırf yatırım mantığı ile, ‘’3’e alıyorsun ikinci elde 5’e satıyorsun yahut bir yıl bekliyorsun şu paraya satıyorsun’’ düşüncesiyle listelere yazıldı. Biz de hobidaşlar olarak beklemek mecburiyetinde kaldık. Benzer algı yine günümüzde yaratılmaya çalışılıyor. Saat yatırımdır algısını yaratmaya çalışan her kim varsa ya bu işin Grey market tarafındadır ya da bu söylemden herhangi bir şekilde kazanç / menfaat elde ediyordur yahut en iyimser tahminle konudan bir haberdir.


Tapatalk kullanarak iPhone aracılığıyla gönderildi
Kullanıcı avatarı
BigCrown
 
Mesajlar: 103
Kayıt: 15 Mar 2022, 19:57

ÖncekiSonraki

  • Similar topics
    Cevaplar
    Görüntüleme
    Yazar

Dön TSF Genel Saat Sohbeti - General Watch Discussion

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 114 misafir

   
   
TSF Partner Brands & Medias
Ancon
Arnold & Son
Ateliers deMonaco
Audemars Piguet
Badollet Geneve
Bell & Ross
Breitling
Chopard
Concord
Gucci
Hautlence
Hublot
Linde Werdelin
Maîtres du Temps
Manufacture Royale
Oris
Parmigiani Fleurier
Snyper Geneve
Steinhart
Watchonista
                                          

     Facebook  Twitter  Instagram  Youtube  RSS Portal    |    Gallery    |    Blog    |     Advertise / Reklam / Contact      
 

All brand names and trademarks are the property of their respective owners